Kur’an Matrix Felsefesini Kökten Reddediyor!

4
656

Kur’an Matrix Felsefesini Kökten Reddediyor! MADDE VAR!

Matrix üçlemesi filmleri, İblis’in baş yapıtlarından birisidir.

Meleğin Şeytanla Savaşı değil, Şeytanın Şeytanla Savaşı!

Matrix nedir: Matrix, içinde yaşar göründüğümüz gündelik dünyadan kuşkulanmaya başlayıp, dış dünyaya dair bilgilerden şüphe etmenin olanaklı olduğunu söyler bize. Gördüğümüz, işittiğimiz ve dokunduğumuz dünyanın bir yanılsama olabileceği varsayımını felsefede savunan görüş, Şüphecilik olarak bilinir.

Şüpheciler dış dünyanın var olduğunu kesin olarak bilemeyeceğimizi ileri sürer. Matrix bizi, düşlerimizi uyanıkken yaşadıklarımızdan ayırmaya yardımcı olacak ölçütler oluşturmaya davet eder.

Var olduğuna inandığımız dünyanın bizi ”gerçeğe kör etmek için gözlerimize bağlanmış’’ bir dünya olduğunu, eğer değişmeyi seçersek eşyanın gerçek tabiatının gözlerimiz önüne serileceğini ve eğer istemezsek dünyamızın değişmeden kalacağını söyler. Seçimimiz, bize uykumuzdan uyanmak veya düş görmeye devam etmek seçeceklerini sunar.

Matrix filminin gündeme taşıdığı “gerçek nedir?” sorusu aslında çoktan yanıtlandı. Günümüz teknolojisindeki gelişmeler sayesinde, “dış dünya” olmadan, algıların çok gerçekçi olarak yaşanabileceği görülmüştür: İnsanlar olmadıkları ortamlarda bulunduklarını, yapmadıkları şeyleri yaptıklarını hissedebilmektedirler.

Bunun bilinen en eski kanıtı ‘rüyalardır’. Ancak şimdi rüya bahsine girmeyeceğiz.

Dünyanın cevabını aradığı bu soru (gerçek nedir?), filmin ana konusunu oluşturan “maddenin mahiyeti”ne ilişkindi. Matrix filminde yapay uyarılarla bir insana gerçek olmayan bir dünya, gerçek gibi gösteriliyordu. Film günümüz teknolojisiyle, yapay uyarılar ile yapay görüntüler, yani yapay bir dünya oluşturulabileceğini anlatıyordu.

Böylece filmi izleyenler her an gördüğümüz “yaşamımıza ait tüm algılarımızın nedeninin çok daha farklı bir kaynak olabileceğini” düşündüler. Süper bir bilgisayarın içinde sanal bir dünyada da yaşıyor olabilirdik ve böyle bir durumda hiç bir zaman farkı anlayamazdık.

BU FELSEFEYE UYANLARIN FECİ SONU

1-) Bu felsefe Türkiye’de maalesef kimi çevrelerce ‘tasavvufi bir hakikat’ olarak görülüp kabul edildi ve öyle anlatıldı. Oysa tasavvuf, maddenin varlığını inkar etmek ve yaratıcının haşa! insanları bilgisayar programları ve hologramlarla aldattığını söylemek yerine maddeye ibret nazarıyla bakıp bu alemden ders alınması gerektiğini öğütler…

Her şeyden evvel Matrix, neredeyse her dinden, inançtan ve felsefeden çeşitli ve karışık fikirler barındırıyorken onun tasavvufi bir hakikat veya senaryo olduğundan nasıl bahsedilebilir? Mutasavvuflar bu aleme ahiretin gölgesi, yani bir kopyası demekle yetinmiş, zevklerin aslının ise ahiret yurdunda olduğunu söylemişlerdir.

2-) Matrix felsefesini kabul etmek bazılarının zannettiği gibi ‘’materyalizmin sonu’’ değildir… Müslümanlar ne yazık ki bu tuzağa maddenin varlığı büsbütün inkar edilirse materyalizmin biteceği umuduyla kapılıp gerçekte yüce Allah’ın yarattıklarını inkar etmektedirler. Bir materyalist, gördükleriyle amel ettikten sonra sizin öne sürdüğünüz delillerin ona karşı hiç bir faydası yoktur. Nitekim bu felsefeden 1400 yıl önce yeryüzünü aydınlatan Kur’an hakikatlerine rağmen inatlarını devam ettirmeleri de bunu göstermiyor mu?

3-) Matrix üçlemesi filmleri, İblis’in baş yapıtlarından birisidir. Bir anlamda da İblis’in isyanını, “Hak Sistem”e karşı açtığı tarihi lanetli mücadeleyi, insanlık üzerindeki kadim saptırıcı mücadeleyi ve ahir zamandaki son perdeyi, kendi sakat zihniyle yansıtmaktadır.

4-) Bu felsefenin taraftarları, dünyayı hiç bir gerçekliği olmayan, insanların ne dünyada ne de bir başka alemde yaptıkları ve yaşadıklarından sorumlu tutulmayacakları, ahiret inancı olmayan bir düşünce ile ele alır, yanılır ve tuzağa düşerler. Aldatılmışlık hissiyle birlikte hayatı boş, sahte, anlamsız görüp hayatlarını Allah’a isyan, şirk, hırsızlık, arsızlık, içki, kumar, uyuşturucu, intihar, fuhuş ve bunun gibi sayısız kötülük ve günahla berbat ederler.

Matrix felsefesine inanan bir kimse kendisini dünyada yaptıklarından sorumlu görmeyecek, hoş karşılanmayan ve sorumlu tutulmak istemediği bazı davranışlarını ya kabul etmeyecek ya bunları sistemin ve belli bazı programların tezahürleri olarak görecek ya da ne yaparsa yapsın sonuçta iyi yada kötü tüm yaptıklarının basit bir bilgisayar oyunu veya bir programdan ibaret olduğunu ve meselenin fazla büyütülmemesi gerektiğini savunacaktır. Pek çok insan bu felsefeyi kendine böylece dayanak edinip sapıtmış, yoldan çıkmıştır.

Bu felsefe, ancak meseleye İslam penceresinden bakarsak, dünyanın geçiciliği ve aldatıcılığını ve Allah’ın yarattığı nimetlerin varlığını HİÇ ŞÜPHESİZ kabul etmek ve ahiretin gerçek yurdumuz olduğuna iman etmekle faydalı olabilir.

Oysa bu dünyanın gelip geçiciliği ve aldatıcılığı bizi günaha ve isyana değil, ahirete ve hesap gününe hazırlanmaya itmelidir. Mesele dünyanın gerçekliği veya sahteliği değil, Allah’ın Kur’anda bizlere sunduğu apaçık bilgiler ışığında ‘’ne yapmamız gerektiği’’dir. Gerisi laf kalabalığıdır.

5-) Matrix taraftarları, Kur’an bilgileri olmadan Kur’andan cımbızla topladıkları ayetlerle inandıkları felsefeye delil getirmeye çalışırlar:

‘’Bu dünya hayatı sadece bir eğlenceden, bir oyundan ibarettir. Ahiret yurduna (oradaki hayata) gelince, işte asıl yaşama odur. Keşke bilmiş olsalardı!’’ (Ankebut, 64)

Oysa bu ayette işaret edilen gerçek, dünyanın bir bilgisayar programı veya hologram değil, kimseye kalmayacak, gelip geçici bir yer, ahiretin ise sonu olmayan ebedi bir yaşam yurdu olduğudur. Tasavvuf da, Matrix felsefesine inanan bazı kimselerin zannettikleri gibi meseleyi yaratılanları inkar ederek değil ayette belirtilen yönüyle ele alıp dünyanın gelip geçiciliğine işaret ederek bu aleme kapılıp gitmiş insanları UYKULARINDAN UYANDIRMAYI hedefler…

6-) Matrix filminde işlenen tema; bugün dünyada faaliyet gösteren İblis hiyerarşisinin propaganda temasıdır: “İnsanlık, Allah’ın sisteminin kölesidir, özgür değildir. Bu sistemin dışına çıkar, bu sistemi redderse; bu İlahi sistemi ve onun sınırlarını-emirlerini görmezden gelirse, İblis’in askerleri ve elçileriyle işbirliği yaparsa; özgürleşir(!), melekleşir(!) boyut atlar(!)” Yani basit bir ifadeyle; İblis gibi Allah’a isyan et, Allah’ın özgür kölesi olmak yerine, kendi nefsinin ya da İblis’in kölesi ol!

7-) Burada en büyük hile şudur: Dünyadaki dünkü yahut bugünkü küresel sistemin, Allah’ın sistemiyle hiç bir ilgisi yoktur. Bizzat Allah’a, İblis marifetiyle baş kaldıran insanoğlu, kendi; bencil, ben merkezci, zalim, talancı, insanperest, bilimperest, dünyaperest, şehvetperest, putperest vs. sistemini oluşturmuştur. O halde bugünkü sanal-maddeci-makinacı dünyayla, Allah’ın istediği ve onayladığı sistemin ne ilgisi vardır.

Tarih boyunca ortaya çıkan imparatorlukların ve bugünkü emperyal şeytani hakimiyetin asıl helak edicisi Allah değil midir?

Yani kısaca Matrix, ‘insanlığın kendi adına kurduğu, Allah’ın sisteminin dışında!, şeytanın hakimiyetinde olan bir programdır ve bu programda rahat etmek istiyorsan şeytana tabi olmaktan başka çaren yok’ mesajı veriliyor!

😎 Şayet başkaldırı, Allah’ın “kader-kaza sistemi”ne ve taktirlerine, onun kainatta egemen olan yasalarına-yönetimine, yani Ana Bilgisayarı’nın kontrolüne karşı ise bu, gerçekleşme ihtimali mutlak sıfır olan bir hayaldir.

Bu bir İblis yalanıdır. İblis ve yandaşlarının eylemleri dahil her şey, Allah’ın izniyledir ve O’nun Ana Bilgisayarı’nın kontrolündedir. İblis, Sonsuz Yüce Allah’ın zincirli köpeğidir. Havlaması da, ısırması da, dilini çıkarıp soluması da, hayatı da, geleceği de, ölümü de, azabı da, cehennemi de O’nun elindedir.

9-) Film boyunca baş karakter Neo iyi ve Rahmani olanı, ajanlar ise kötü ve şeytani olanı oynuyorlar. Oysa gerçekte baştan sona isyan ve başkaldırı içinde olan Neo da şeytana hizmet etmektedir… Neo, şeytanın kurduğu düzeni beğenmeyerek kendi ideallerini gerçekleştirmeye çalışmaktadır!

Filmin yapımcıları taşların yerini ustalıkla değiştirip bizden Neo’nun tarafında olmamızı bekleyerek bizi aldatmaya çalışmaktadırlar.

VESİLE MEĞER HOLOGRAMMIŞ!

Allahü Teala kainatta her şeyi vesilelere tabi kılmıştır. Görmek için göze, işitmek için kulağa, doymak için açlığa ve mideye ihtiyaç hasıl etmiştir. Matrix felsefesini savunan sapkınlar, ‘vesile’ kavramı hakkında hiç bir bilgiye sahip olmadan konuştukları için ‘vesileleri’, yüce Allah’ın faydalanmamız adına bizler için yarattığı birer araç değil de, bir çeşit sihirbazlık (göz bağcılık) olarak düşünmüş, öyle zannetmişlerdir.

Yani örneğin, gözün gördüklerini beynin yorumlayarak elektrik sinyallerine dönüştürüp ortaya bir görüntü çıkarmasını, görmenin nasıl meydana geldiğini/ görme mekanizmasını ‘görmek için vesile’ kabul etmek yerine bunu bir çeşit aldatıcılık ve halüsinasyon olarak kabul etmişlerdir.

Bu fikrin savunucuları, eğer gördüklerimiz gerçek olsaydı, onları beynin yorumlamasıyla değil bizzat görürdük diyerek vesile kavramı hakkındaki cehaletlerini ortaya sermekten başka bir şey yapmamaktadırlar!

Bu kimselerin hayal ettikleri, olmasını istedikleri alem ise dünya değil, ahirettir…

Madem Madde Yok, Allah Yarattıkları Adına Neden Yemin Ediyor! Matrix’in Hayal Dediklerine Allah Ne Diyor?

Ayetlerde de görüleceği üzere, Cenab-ı Allah bizzat Kendi Yüce ismi üzerine yemin ettiği gibi (Hicr, 92); peygamberlerine (Yasin, 1), peygamberlerin yaşadığı veya vahyin geldiği beldelere (Tur, 1-3; Beled, 1), meleklere (Saffat, 1; Naziat, 1-2), Kur’an’a (Vakıa, 77; Tur, 2), kıyamet gününe (Kıyamet, 1), kainatta var olan önemli varlıklar üzerine, mesela kaleme (Kalem, 1), gökyüzüne (Buruc, 1; Tarık, 1), güneşe (Şems, 1), aya (Şems, 2), geceye (Leyl, 1), sabaha (Fecr, 1), kuşluk vaktine (Duha, 1), zamana (Asr, 1), yıldıza (Necm, 1), havaya (Zâriyât, 1) ve bitkilere (Tin, 1) yemin etmiştir.

Cenab-ı Hak, bazen yeminle ayetlerini (yani yarattıklarını) doğrulamış ve kuvvetlendirmiş; bazen de bir takım varlıkları yemin konusu yaparak bu varlıkların insanlık için değerine ve kıymetine işaret etmiş ve dikkatleri bu varlıklar üzerine çekmiştir.

Cenab-ı Allah, insanların ayetlere olan iman ve güvenlerini temin etmek, verdiği haberleri kuvvetlendirmek, önemli varlıklar ve nesneler üzerinde tefekkürü teşvik etmek, önemli nimetleri hatırlatmak; Kur’an’ın, Kur’an’ın verdiği haberlerin, kıyamet gününün, ahiret gününün, öldükten sonra dirilişin, hesabın, cennetin ve cehennemin hak olduğu konusunda, insanları ikna etmek ve bunlarda muhtemel şek ve şüpheyi ortadan kaldırmak gibi hikmetlerle, ayetlerini yeminli ifadelerle takviye etmiştir.

Şimdi soruyoruz… Yaratılan bunca nimeti inkar edip bir de üstüne hepsinin yalan, sihirbazlık, aldatmaca ve Haşa! sahtekarlık olduğuna hükmedersek ibret almak, şükretmek, Allah’tan korkmak, O’na ibadet etmek nerede kalacaktır? Kalacak mıdır? Şeytan da bu sapkın felsefeye inananlarda bu insani vasıfların kalmayacağını bildiği için bizi yaratılmışları inkar etmeye çağırıyor!

Hiç bir gerçekliği olmayan şeyler için yemin etmek bir kula bile yasaklanmışken Yüce Allah’ın yalan şeyler üzerine yemin ettiğini kim söyleyebilir?

Matrix’in Gündeme Taşıdığı ‘’Gerçek Nedir’’ Sorusunun Gerçek Cevabı:

Yüce Allah Kur’anda, gördüğümüz, işittiğimiz, tattığımız, kokladığımız ve dokunduğumuz her şeyi gerçek birer nimet olarak yarattığını ve hizmetimize sunduğunu belirtirken yaratılan sayısız varlık, boyut ve enerjiyi inkar edebilmemiz mümkün değildir. Kur’an ayetlerini okumadan ‘’maddenin mahiyeti nedir’’ veya ‘’gerçek nedir’’ gibi sorular soran bir kimse Kur’an tabiriyle ‘’kördür, sağırdır, kalbi kılıflı, mühürlüdür.’’

Kur’an, insanın dünyaya neden geldiğini, ne için yaratıldığını, kainatın ve içindeki sayısız canlının neden yaratıldığını, insanın sonunun nereye varıp ahirette nelerle karşılaşacağına kadar pek çok sorunun cevabını vermektedir. Allah’ın sayısız ayette ‘’yarattım’’ dediği madde için ‘’bunlar hayal’’ demek, en başta yüce Allah’ı ve yarattıklarını yalanlamak ve ona nankörlük etmektir.

Şeytan bu nimet ve imkanları inkar ettirmek, yok saydırmak için böylesine felsefi bir tuzak kurmuştur. Gücü kudreti sonsuz olan yüce Allah’ın insanları (haşa!) yalanla-hayalle aldatmaya ne ihtiyacı vardır?

”Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ile ve belirli bir süre için yarattık. İnkar edenler uyarıldıkları şeyden yüz çeviriyorlar.’’ (Ahkaf, 46)

4 YORUMLAR

  1. ben en çok bu bir şey bilir gibi görünen salakların şu durumuna hayret ediyorum. eyer gördüğümüz tüm dış dünya beynimize gönderilen elektrik sinyaliyse önce insanların beyni olduğunu bana kanıtlasınlar ki biz insanın beynini de matrix değip yalanladıkları dünyadan biliyoruz. bu kadar geri zekalılık olabilir mi bu iddia ettiklerin hepsini de bu matrix dünyasından alıp kendilerine göre gerçek dedikleri dünyaya etfediyorlar. efendim ışık geliyor göz onları elektrik sinyallerine çeviriyor beyne gönderiyor beyinde onları canlandırıyor sonrada diyorlar ki beyine sadece sinyal gönderiliyor yada böyle olabilir peki neden gözle gördüğümüz ve hissettiğimiz her şeyi inkar ediyorlar da beyni inkar etmiyorlar halbuki beyni de bu yollarla biliyorlar? Allah tüm mü’minleri şeytanın şerrinden korusun

    • Bu güzel yoruma katılmamak elde değil Sayın zeytindalı… Aslında onlara beynin de bu dünyadan değil, tıpkı Matrix filmlerindeki gibi Matrixin dışında, içi sıvı dolu küçük bir havuzun/ küvetin içinde kablolarla bağlı bir şekilde uyuyor, halüsinasyon görüyor… Ancak dediğiniz gibi madem bütün görme/ işitme/ tatma/ koklama/ dokunma beyinde ve beyinle gerçekleşiyor, o halde beyni üreten/ yaratan nedir sorusuyla karşı karşıya kalıyoruz…

  2. Asıl varlığımız Ruh dur.. Görende işiten de düşünen de Ruhtur.. Madde alemi ise Ruhun Nefs ile olan bağıdır.. Madde hayal değildir ancak asıl mahiyetini tam olarak Allah ve bildirdikleri bilir ..Maddenin ardında ki gerçek Vahdetti Vücud değil Şuhuddur . Matrix Vahdeti Vücut mertebesini sapkınca şeytani bir yorum ile İnsanlığa sunmasıdır..Selcuk bey siz uzaktan bakım olayını nasıl yapıyorsunuz ? AK büyü Kara büyü bir makaleniz de yoktur yazmışsınız başka makaleniz de vardır demişsiniz.. Tüm makalelerinizi okudum çok değerli bilgiler paylaşmış sınız çok faydalandım teşekkür ederim ..

    • Kendimize göre bakım metotlarımız var, elhamdülillah şeytani bakımlarla ilgimiz yok, hassasiyetinizi anlıyorum. Ak büyü konusu büyüyü meşru hale getirmek için birilerinin menfaatleri icabı kullandığı şeytani bir argüman. Onlara göre karı-koca arasını düzeltmek için ak büyü yapmak, yani karı-kocayı birbirine ısındırmak için işlem yapmak caiz, hatta sevapmış! Oysa bir insanın iradesini onun haberi ve izni olmadan kontrol edip istenilen şekilde yönlendirmenin her türlüsü ve her yolu haramdır. Dua etmenin dışında.

CEVAP VER