İblis’in, Kitleleri Sürüleştirme ve Kontrol Etme Yöntemleri! (2)

0
389

İblis’in, Kitleleri “Sürüleştirme” ve “Kontrol Etme” Yöntemleri! (2)

‘Şeytanın Fotoğrafçısı/Melek Çıkarıcı’ Spencer Tunick Melekleri Kovup Yeryüzüne Şeytanları Yerleştirmeye Devam Ediyor!

Muhyiddin-i Arabi Hz.’leri; ”Günah işlediğin bir yerde sevab da işle ki orası şeytanların yuvası, konağı olmasın.” buyurmuş…

Büyük Allah dostu, günahın işlendiği bir yerde meleklerin/Rahmani enerjinin durmadığını ve hal böyle olunca oranın şeytanların yuvası haline geldiğini bu şekilde anlatmıştır. Günahın şeytanlara kapı açtığından ve onları oluk oluk bizim boyutumuza taşıdığından hiç şüphe yoktur.

Bu kadarla da kalmıyor, günahlarla mekanı adeta ele geçiren şeytanlar aldıkları ‘ruhsatla’ orada yaşayan suçlu-suçsuz insanlara ilişip her fenalığa kapı aralıyorlar. Meselenin daha etraflıca anlaşılabilmesi için Hz. İbrahim’in Nemrut tarafından yakılmak istendiği hadise ile ilgili gözlerden kaçan büyük bir ayrıntıyı sizlerle paylaşmak isterim. Bu hadise, insanlara yada mekanlara zarar vermenin bir yolunun da orada apaçık günah işlenmesinden geçtiğini gösteriyor bizlere… Günahın fersah fersah uzaktan duyulan pis kokusundan fıtratları gereği kaçan melekler, insanları savunmasız bırakarak meydanı şeytanlara bırakıyorlar…

        

                                         Tunick’in çıplak müridleri!

’’Çingene’’ (Cin-Gane) adının nerden geldiğini Delail-i Hayrat kitabında Ebu Bekir B.Süleyman Cezuli Hz.şöyle anlatır: İbrahim (As.)’ı yakmak için Nemrut büyük bir ateş yaktırır. Daha sonra adamlarına Hz.İbrahim’i ateşe atmalarını emreder. Ancak yakılan ateş o kadar büyük ve hararetlidir ki, adamları ateşin sıcaklığından ötürü ona yaklaşamazlar. Durum Nemrud’a haber verilince ne yapacaklarını bilemez bir halde çaresiz kalırlar. Durumu vezirlerine soran ve onlardan bu meseleyi halledecek iyi bir cevap alamayan Nemrud, onların pek bir işe yaramayan tavsiyelerine uyarsa da bundan bir netice alamaz.

Nihayet Nemrud böyle şaşırmış bir halde iken, Şeytan bir ihtiyar suretine girip karşısına çıkarak Nemrud’un yanına gelir ve bu halinin sebebini sorar. Nemrud’da Şeytan olduğunu bilmeden yapmaktan aciz kaldığı şeyi bu ihtiyara anlatır. Şeytan kendisine birkaç ağaç getirilmesini ister. Bunlardan büyük bir mancınık yaparak İbrahim (As.)’ı mancınığa oturtur. Niyeti bu peygamberi ateşe fazla yaklaşmadan uzak bir yerden fırlatarak ateşin içine düşmesini ve yanarak ölmesini sağlamaktır. Bu rivayete göre dünyada ilk mancınığı yapan da böylece Şeytandır. Lakin, Şeytan mancınığı boşaltmak istediği zaman bu hiç bir yoldan mümkün olmaz, mancınığı kımıldatamazlar. Görürler ki İbrahim (As.) şu tesbihi okuyordur: ’’La ilahe illa ente sübhaneke lekel hamdü ve lekel mülkü la şerike lek’’ (Senden başka ilah yoktur. Sübhansın, hamd sana mahsustur. Mülk senindir, senin ortağın yoktur.)

Bu dua sebebiyle bu şekilde aciz kaldıkları zaman Şeytan, Nemrud’a, ahaliye haber vermek üzere adamlarına emir vermesini, bu yolla bulunacak bir erkek ve bir kadının yanlarına gelerek mancınığın yanında ve halk arasında, herkesin gözü önünde açıkça zina etmesini söyler. Demek ki böyle bir günah mancınığın çalışması için gereken gücü, kötü enerjiyi ortaya çıkaracaktır.

Yine rivayet odur ki, Hz. İbrahim’i korumak için oraya inen meleklerin çokluğundan dolayı mancınık atılamamış ve meleklerin oradan uzaklaşması için aleni günah işlenmesi gerektğini bilen şeytan, Nemrut’a gelerek ”iki kardeşi halkın gözü önünde çiftleştirirsen melekler duramaz, gider” demişti. Kahin kılığına giren Şeytan, İbrahim’in Nemrut tarafından ateşe atılıp yakılabilmesi için kahinlerin işaret ettiği iki kardeşin ensest ilişkiye girmesini şart koşmuştu. İbrahim’in mancınıkla ateşe atılması konusunda Nemrut’u ikna etmişti.

Bunun üzerine Nemrud çok arattırır, vaadlerde bulunur ancak bu kötü fiili işleyecek kimseler bulamaz. Ancak iki kardeş gelir ki; biri erkek olup adı Cin’dir. Diğeri de kadın olup adı Gane’dir. Bunlar o kadar kalabalık arasında zina ederler. Bunun üzerine halk ayaklanıp bu kötü fiillerinden ötürü kendilerine lanete ederler. Bunların nesillerinden gelenlere de’’Cingane’’ lakabını verirler… Bu kötü fiil işlendiği anda, mancınık boşalır ve İbrahim (As.) ateşe doğru gider.

Hikayenin devamını anlatmaya gerek yoktur, malumunuzdur. Maksat hasıl oldu.

Şeytanı, günahı, suçu ve kötüyü kendi dışında aramak insanın doğasından kaynaklanır. İyiyi kendinden bilen insan, kötülüğü yükleyecek bir keçi arayışındadır. Ve tüm dünyanın üzerinde uzlaştığı yegâne “günah keçisi” Çingene’ler olagelmiştir. Başka bir söylencede ise Hıristiyan geleneğinde, İsa’nın gerilen bedenini çarmıha mıhlayan çivilerin imalatçısı olarak Çingeneler yine/yeniden lanetlenmektedir. Böylelikle Çingenelere karşı hissedilen nefret inancın bir parçası gibi algılanıp ibadete dönüşmüştü.

Maksadımız asla ırkçılık/etnisite değildir. Çingeneleri, toplumsal gelenek ve inançlara aykırı hareket etmekle suçlamak da değildir. Hikaye bu ya!

Amerika’lı Yahudi asıllı fotoğrafçı Spencer Tunicke de bugün dünyanın dört bir yanında binlerce insanı kadın-erkek demeden çırılçıplak soyup topluca fotoğraflayarak şeytanın binlerce yıl önce giriştiği ‘’melek kovma ayinine’’ devam etmektedir! Kutsal mekanları, tiyatro salonlarını, katedralleri, köprüleri, Avm’leri, tarlaları, sarayları, şelaleleri, devasa meydanları, sahilleri ve ana caddeleri anadan üryan ‘iblisin askerleriyle’ tıka basa doldurup yeryüzünü şeytana ve askerlerine açıyor…

Hem de parsel parsel! Yaklaşmakta olan son büyük savaşta, insanların Rahmani enerjilerden yardım alamayıp azaba müstehak olmaları ve bu rezalete ses çıkarmayanların toptan helak olacakları günlere ulaşmak için var gücüyle çalışıyor.

İnsanları bu yapılanlara alıştırmak, bunun son derece normal, sıradan bir eylem olduğuna herkesi ikna edebilmek ve tüm bunların sanat ve özgürlük adına olduğuna/yapıldığına inandırmak için hiçbir çaba da sarf etmiyorlar üstelik!

Her şey o kadar kolay ve alışıldık geliyor ki insanlara, yarın sokak ortasında yine ‘sanat’ adı altında binlerce kişi sapıkça cinsel ilişkiye girdiğinde, insanlar aynı ‘robotik’ tepkisizlikle meseleye yine sanat ve benzeri daha önce gerçekleştirlmemiş usta işi bir çalışma olarak bakacaklardır…

Tunick’in takipçileri ve çalışmalarına koşturan baldırı çıplakları varsın bunun adına ‘sanat’ desinler, biz, İblisin perde arkasında neyin peşinde olduğunu ve insanoğlu ile nasıl alay ettiğini apaçık görüyoruz.

Tunick’in şeytanın hizmetkarı bu edepsiz çıplakları özellikle büyük şehirlerdeki stratejik noktalarda toplaması bir tesadüf müdür? Bizce değil. Binlerce kişinin çalıştırıldığı bu denli büyük organizasyonlarda tesadüfe yer yoktur! Hem de hiç!

İnsanların (özür dilerim, insan görünümlü bu şeytanların) iç çamaşırlarını kahkahalar eşliğinde havaya fırlatarak soyundukları, cinsel organlarını göğe dikerek sırt üstü yatış pozisyonları gibi eylemler açıkça isyan ve şeytanlıktır…

Yine bugünlerde son İslam Halifesi Abdülmecid Efendi Köşkü’de Ömer Koç’un açtığı sergiye, sergide kullanılan resim ve heykellere dikkatlice bakın! Sorsak ‘sanat’ diyecekler! Bu sanat değil düpedüz rezilliktir! Sizce Halife Abdülmecid’in mihrapta başını secdeye koyduğu yere çıplak heykeller koyarak bize meydan mı okuyorlar? Hem öyle hem de ‘melek kovma ayinlerini’ gerçekleştiriyorlar… Allah’ın laneti zalimlerin üzerine olsun!

Yüce Allah’ın basiret sahibi kıldığı bir mü’minin bu tuzakları görmemesi, sanat veya özgürlük adına yapılanları onaylaması ve ses çıkarmaması mümkün değildir.

Onaylıyorsa o kimse asla mü’min değildir, olamaz da!

Peki bu mekanların temizenebilmesinin ve eski hallerine geri döndürülebilmesinin bir yolu var mıdır?

Evet, elbette, bu mekanları şeytani enerjilerden arındırmanın yolu, bu ahmakların işledikleri günahlar için tüm insanlığın onlar adına tevbe etmesi, o mekanlarda Allah’a ibadet edilmesi ve içinde yalnız Allah’a ibadet edilecek ibadethanelerin açılmasıdır… Aksi halde bu çıplakların toplandıkları her yer şeytanın karargahı haline gelecektir…

CEVAP VER